Anasayfaya Dön // Röportaj
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ABDULLAH TANYOLAÇ İLE GÜN BOYU…
ABDULLAH TANYOLAÇ İLE GÜN BOYU…
Uzun saatler boyu süren bir söyleşi Tanyolaç hoca ile mümkün olur mu? Onu tanıyan ziyaretçimizin "mümkün değil" dediğini duyar gibiyim. Okudukça anlayacaksınız, tüm güne yakın hocamla birlikte olduk, sordum, susmak bilmedi içten cevaplar verdi.
10/6/2009 / 10:22:59 PM   /   Bu haber 67369 defa okundu


Evet öyle insanlar vardır, aranınca bulunur. Tanyolaç gibi olanları da vardır, günlerce dertleşmek için kovalarsın, yakalayamazsın. Kaçar mı? Asla. Herkesle konuşan, onlara yardım elini uzatan, en kötü anlarda, sıkıntılı dönemlerde ihtiyaç duyanın yanında bulunan Abdullah Tanyolaç’ı ben yakaladım. Çok sayıda dost ve geniş arkadaş çevresine sahip olduğu için sıraya girdim, bekledim.

Bu söyleşi zor gerçekleşti. Eşinin, çocuklarının bile görmekte zorlandığı spor adamını kolayca bırakıvermemeliydim, bu nedenle uzun uzun konuşturmaya özen gösterdim. Buluşmada, Antalya ve bölge sporunun sorunlarına değinildi. Sorular sordum, cevabını aldım. Geçmişe bağlı kalınarak, o dönemlerde yapılanların envanterini çıkarma konusunda yürekli olan Tanyolaç, spor adamlığına yeni başlayan, aşama kaydetmeyi düşünen gençlere ışık tutacak bir söyleşiye olanak sağladı.

Teşekkürler Hocam diyerek başlayalım, sorulara, alalım cevaplarını.

Sokak ağzıyla ifade edeyim, Abdullah Tanyolaç bir Hoca, eski bir öğretim görevlisi. Sporculuk nedir? Teknik adamlık ne tür özellikleri kapsar? Spor kulüpleri hangi amaçlara hizmet edecek şekilde kurulmalıdır? Spor akademileri niçin yaşamamıştır? Spor eğitimi niçin önemlidir? Sporun etik değerlerini nasıl koruyabiliriz? gibi konulara açıklık getirilecekse, rahat rahat  ve içtenlikle söyleşilecek bir insan. 25 yılını Üniversitesi’ne adamış Genç Emekli’ye;

Hem spor eğitimi aldınız, hem de spor eğitimi verdiniz, Üniversitelilik öykünüzü anlatır mısınız?
Liseyi doğduğum şehirde, Burdur’da bitirdikten sonra, çocukluk hayallerimi süsleyen futbola ilgimden dolayı 1974’de Türkiye’nin ilk  akademisi olan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Akademisi’ni kazandım. Ankara’da geçen okul hayatımdan sonra mezun oldum. Üniversite yaşamım, ailemin katkılarıyla tamamlandı. Baba parası ve anne-baba katkıları okul ve sosyal yaşamımın can damarıydı. Henüz emekli olan babam Nail Tanyolaç’ı maddi, manevi yorduğumu, iki küçük kardeşimin hakkını biraz yediğimi düşünüyorum. Sayılı günler bitti, başarılı yılların sonunda, kampları, sosyal aktiviteleri, sportif yarışmaları, dersleri ve sınavlarıyla, dolu dolu bir eğitimden sonra "Gerçekler" ile karşılaştık. Çok anlamlı projelerle, o dönemin  büyüklerinin attıkları vaat ve nutuklarla, görkemli törenle açılan sporumuzun geleceği  "Akademi" ilk mezunlarını vermiş fakat arkadaşlarımıza iş alanı yaratılamamıştı. İstihdam alanlarımız tanımı yapılmasına rağmen yoktu. Öğretmenlik hakkımızı bile, daha sonra pedagojik formasyon eğitiminden geçerek alabildik. Herkes başının çaresine bakıyordu. O günlerin gazetelerine manşet olmaktaydık. "SPOR AKADEMİLERİ MEZUNLARI İŞSİZ" ,  "59 GENÇ SPOR AKADEMİLİ , İŞPORTACI ,TEZGAHTAR,NAKLİYECİ,İNŞAAT İŞÇİSİ" diye haber kaynağıydık. Mücadelelerle bazı hakların elde edildiğini söyleyebilirim. 1978 yılının sonunda, bünyesinde TOFAŞ SAS Spor Kulübünü barındıran Tofaş Otomobil Fabrikası’nda, biraz şanslı mezun olarak göreve başladım. Güreş, Basketbol, Futbol, Voleybol, Masa Tenisi, Atletizm, Yüzme branşlarında önemli çalışmalar yapan, yurt içi, yurt dışı başarılar elde eden TOFAŞ SAS’ın, sekreterya sorumluluğunu üstlendim, futbol branşında da antrenör futbolculuk yaptım. Yasa gereği, fabrika personeline spor yaptırıyordum. Fabrikada çalışan İtalyanların çocuklarına beden eğitimi ve spor dersleri verdim. İtalya vatandaşı anne ve babalar ülkelerinde teamüllere uygun olarak öğretmenlere "Profesör" diye hitap ediyorlardı. İki sene bir başka ülke insanına profesörlük(!) yaptım. İlginç ama gerçek, yıllar sonra Üniversiter kimlik olmama rağmen, öğretmenliğimizi sorgulayanları gördüm, İtalyanların eğitim alanında bizden ne kadar önde olduklarını TOFAŞ ve Üniversite çalışma dönemlerimi karşılaştırarak anladım.

Öğretmene saygının, eğitimciye bağlılığın ne olduğunu o günlerde kavradım. Üniversite yaşamından elde ettiklerimden çok daha fazlasını, özellikle uygulamacılığı, TOFAŞ’da öğrendiğimi söyleyebilirim. Antrenörlüğün ne demek olduğunu Rahmetli Necmi Güzey’den, Yöneticiliğin ne tür bir vasıflılık içerdiğini de dönemin kulüp başkanı ve TOFAŞ Otomobil Fabrikası Personel müdürü Sayın Yalçın İpbüken’den öğrendim.

Bu sektördeki deneyimim, beni bu kurumda kalıcılığa doğru götürürken,  olumsuz  bir olayla, bir anda anne-baba evine, Bursa’dan, Burdur’a  sürüklendim. 1981 yılında, Burdur Eğitim Yüksekokulu’nda,  çok değer verdiğim öğretmenlerimin yönlendirmesiyle, kısmi zamanlı öğretim elemanı olarak göreve başladım. Üniversite Gençliğine sporu sevdiren, spor yaptıran, onların şehirle iç içe olmasını sağlayan, öğretmendim artık. Akdeniz Üniversitesi’nin doğduğum, büyüdüğüm şehrindeki biriminde, geceli gündüzlü, iki yıldan fazla çalıştım. Öğretmenlerimle meslektaş hatta arkadaş olabilmenin mutluluğunu, onurunu yaşadım. Öğrencilerimle de çok güzel dostluklar kurmaktaydım. Ağabey gibi algılandığımdan onlarla arkadaş olmakta gurur  veriyordu. Dersler, turnuvalar, sosyal etkinliklerle dolu  sezonlar geçirdik. Sorunlar oldu, çözdük. Sıkıntılar yaşandı, giderdik. Bu dönemlerde Burdurspor’da futbol oynadım, 9 yıl profesyonel lige çıkma özlemi çeken Burdur’a, bu başarıyı 1980-1981 sezonunda yaşattık.

Yaşadığım ortam güzeldi, sonuçlarını elde alabiliyorduk. Çok az ücretle çalışıyordum ama mutluydum. Burdur Eğitim Yüksekokulu’nun idari, akademik personeli ve öğrencisi Tanyolaç öğretmeni bünyesinde hissetmesine rağmen, Yönetim kadroya almak istemedi, benimsemedi, alındım, üzüldüm. Mühendislik Fakültesi’nin açmış olduğu sınava sessiz sedasız girdim, kazandım ve kadrolu öğretim elemanı olarak Isparta’ya geçtim. Burdur’a  sürpriz olan bu gelişme birçok insanı üzdü. Isparta’da iki, üç kişi ile başlayan, dostlukların gelişmesiyle genişleyen çevremle, zor koşullarda spor yaptırabilme, spor sevgisini aşılama gibi görevleri yapma şansı bulduk. Sorumluluklar paylaşılınca, sonuca ulaşma çok daha kolay oluyordu. Spor salonlarının derslik yapıldığı, sporcu öğrencilerin tuvaletlere soyunduğu, sporun birinci dert olduğu, dönemler yaşamamıza rağmen yılmadan spora devam dedik, fakülte içi turnuvalar yaptık, Üniversiteler arası yarışmalara katıldık. Ödünç formalarla organizasyonlara katılırken, bir de baktık, kulüp kurmuş, kömürlükten basketbol salonu yaratmış, tepeleri düzlemiş futbol sahası yapmışız. Üniversiteli artık dolu dolu spor yapıyor, öğrencisiyle, personeliyle, sporun bir yaşam parçası olduğunu benimsiyordu. Isparta iline üniversitelilerin dinamizmiyle sportif zenginlik katıyorduk. O dönemde Ispartaspor’da 6 kez teknik adamlık görevine getirildim. 1986-1987 futbol sezonunda Ispartaspor’un yaşadığı Türkiye Profesyonel 3.lig şampiyonluğunda Sayın Baskın Soysal’ın ve sonra da Sayın Turgay Meto’nun yardımcılıklarını yaptım. Amatöre zevk katan Gürmanderespor, Sümerspor, Fakültespor kulüplerine branş gözetmeksizin genç kategoriler dahil olmak üzere spor yaptırıyordum. Bazılarının kuruluşlarında, kapananların tekrar yaşama dönmesinde pay sahibi olduğumu söyleyebilirim. Yaz futbol organizasyonlarında sorumluluk aldım, bir çok genç yeteneğin futbolumuza kazandırılmasında emeğimin olduğunu düşünüyorum. Üniversiteli gençler ile Isparta insanının, gençlerin kaynaşması bizlere mutlu ediyordu. Isparta’nın en uç mahallesi Dere mahallesiydi. 1983 yılında Üniversiteliler, mahalleliler kaynaştı, Futbol, Basketbol,Voleybol’da olağanüstü başarılar elde edildi. Sümer bir fabrikaydı. Köklü bir kulüptü, kapanmıştı. Tekrar yaşatılabilirdi, gönüllü fabrika çalışanlarıyla ve dışarıdan destek veren Sümer dostlarıyla el ele verildi, fabrika çalışanlarının çocuklarıyla ve çalışan gençlerle, üniversiteli gençleri bir araya getirerek zengin kişilikli bir spor kulübü tekrar yaşatıldı. 1990’da üniversiteli, kulübümüz olsun istedi, kurduk, şevk ve heyecanla yaşattık. Kader arkadaşlarımın  "ki ekseriyeti mühendisti" katkıları Mühendislik Fakültesi’nde çok değişik bir ortam yarattı. Spor çok büyük bir güçtü ki kırgın olan iki dekanı aynı tribüne çekebilen FAKÜLTE diye bağırtan bir güzellikti. Bir çok insanın maçı değil bu tabloyu seyrettiklerine şahit oldum. "Isparta tutucu bir kent" gibi bu şehre misafir öğrenciler tarafından klasikleşen söylem sporun birleştirici özelliği ile değişmekteydi.

Kiralık ev bulmakta zorlanan üniversiteli artık şehirde bir farklı, tatlı bakış açısı ile ödüllendirilmekte idi. Üniversiteliler Ispartaspor’a seyirci oluyor, yetenekli sporcular ise kulübe kazandırılıyordu. Üniversiteler arası yarışmalara katılan ekipleri seçme görevi, üniversite yöneticileri tarafından Isparta’ya, bana veriliyor, bu ekipler zorluklar aşılarak Türkiye Şampiyonalarına götürülüyordu. O koşullarda,  yıllarca maç bile kazanamamış üniversitemiz branş ekiplerine ilk grup şampiyonluğunu Afyon’dan 1985-1986 sezonunda futbolda getirdiğimizi ve bu başarının sporda Akdeniz Üniversitelilik duygusunu ve sorumluluğunu geliştirdiğini söyleyebilirim. Bana da şans getiren bu yıllarda Leyla ile evlendim, büyük  kızım Zehra Özgecan dünyaya geldi sonra da küçük kızım Ecehan.

Dürüstçe söylemem gerekirse, "Doğmadığım ama doyduğum şehir olarak benimsediğim ve iki çocuğumun doğduğu, büyük anılar yaşadığımız Isparta’dan ayrılmak zorunda kaldım. On yıl gibi önemli sayılan zaman dilimi çalıştığım, yaşadığım kentten istediklerimi tam olarak gerçekleştiremediğim için koptum. Daha iyiyi, gelişime açık bir kent olduğunu düşündüğüm Antalya’da gerçekleştirebilirim ideali ile 1992’de Antalya’ya yerleştik. İşlemlerim gerçekleşmesine rağmen 1991 baharında öğrencilerimin ve mesai arkadaşlarımın "APO HOCAM BİZİ BIRAKMA" pankartı nedeniyle bir yıl ertelenen bu tayinimin olmasında, yaşamım boyunca anacağım, iki değerli insanın çabası, katkısı büyüktü. Prof. Dr. Atilla TAÇOY ve Uğur SORGUǒu rahmetle anıyorum. İkisinin de Türk sporuna katkısı muhteşemdi. Antalya’ya olağanüstü güzellikler sağladılar. Bu dönemlerde Antalya’da önemli aktiviteler gerçekleştirdik. 1983’ten itibaren "Üniversitede okulun bir sporu olmalı" diye didiniyorduk. Önce kulüp kurduk, Üniversitede 150 sınıfın, 8 fakülte ve yüksekokulun katıldığı turnuvalarla yüzlerce öğrenciyi sahalara çektik. Stad ve çadır salon yapımlarıyla, tenis kortları ve yüzme havuzu inşaatlarıyla Antalya’da ses getirmeye başladık. Yüreğini spora adayan beş okutman; rahmetli Günal UÇMAN, rahmetli Fatih UYSAL, Erhan BAYRAMOĞLU, Fikret YILDIZ ve ben, bize inanan güvenen üniversite yönetimi, dönemin rektörü sayın Tuncer KARPUZOĞLU, rektör yardımcıları sayın Metin SEVÜK, sayın Oktay YEĞEN, sayın Bekir ÖZER, spor birliği başkanları, sayın Atilla TAÇOY, sayın Mete SAVEREN, sayın Oğuz BİRCAN ve yüksek okul kuruluşunda sayın Osman SAKA, üniversite genel sekreteri sayın H.Cahit OĞUZ’un katkılarıyla Anadolu’nun en gözde spor okulunu kurma girişimlerini başlattı. Kuruluşu hızlandıran 15 Ocak 1993’teki bir paneldi. Türkiye’de ses getiren, güçlü spor yazarlarının, önemli teknik adamlarının ve kulüp yöneticilerinin, popüler sporcularının katıldığı Türkiye’de ve Dünya’da Futbol paneli tüm izleyenleri farklı bir bakış açısına yöneltti, sporun bir okulununun olmasının  gerekliliği Antalyalı’ya ve Üniversiteli’ye vurgulandı. Hepimizin öğretmeni sayın Sedat MURATLI’yı İstanbul’dan davetle getirdik. Geldi, gördü, karar verdi ve göreve başladı. Dayanışma vardı, paylaşımın en güzel özellikleri de. Muratlı hocanın başkanlığında eğitim düzeyli, ilişkilerde etik değerlere önem verilmekteydi. Akdeniz Üniversitesi spor yüksekokulu olmadan okul ve kulüp başarıları elde etmişti. Ancak bilimden yararlanarak spor aktivitelerine yön vermek bir başka güzellikti. 1993 yılından 2006’ya (Eylül’e) kadar iyisiyle, kötüsüyle, eğrisiyle, doğrusuyla üniversitede bir çok etkinlikte önemli görevler üstlendim. Üniversite yarışmalarındaki sevinç gözyaşları, kulübümüzü profesyonel lige taşıma gayretleri, kulübümüzün olanaklarındaki yetersizlikler nedeniyle sporcularımla yönetim olurlarıyla ayrılışımız. Serik Belediyespor, Telekomspor, Burdurspor, Demre-Kalespor, Belkıs Belediyespor ve Kemerspor kulüplerinde üniversiteli evlatlarla dolu dolu yaşadığımız futbol sezonları, her bir gün saatlerce konuşmaya değer. Yürekliliğin, adamlığın, dayanışmanın, paylaşımın en güzel örneklerini sergilemeye özen gösterdik, ideali yaptık diyebilirim. Yaptıklarımızı takdir edenlerde oldu, inkar edemeyip hazmedemeyenler de. Teşekkür bile beklemeden çalıştık, ancak güzel yaptıklarımıza zaman zaman cezalandırılmaya yönelik uyarılar aldık, savunmalar verdik. Ceza suç işlemeyenlere uygulanamazdı, hele hele eğitim kurumunda hiçbir zaman olmamalıydı. Ama uygulamalar gösteriyordu ki, çiftlik hegomanyasıyla yönetim anlayışı vardı. Bizler, haris bir anlayışla yönetiliyorduk, demokratik bir kurumda, akademik kurallarda bile konuşulmuyordu. 9. mezununu veren çağdaş okulumuzda, bizden mezun olup kurumumuza öğretim elemanı olan evlatlarımız baba gibi sevdiği öğretmenlerine hakaret bile edebiliyordu. Ben diyen bir yönetici yönetiyordu bizleri ve ses çıkmıyordu. Çıkaranlar azarlanıyordu. Akademik Kurul toplantısı yaparken, Rektör saunaya gelecek, Tenis oynayacak diye toplantıyı bırakıp dış kapıya nöbete koşan idari sorumlular yüksekokul yönettiklerini zannediyorlardı. İdeallerle, geçmiş dönem yöneticilerinin üniversitemize kazandırdığı tesisler şahıslara ait birer ünite olmuştu. Sadece rektörün yararlandığı bir sauna! Düşünebiliyor musunuz? Baba-Evlat ilişkisi diye adı çıktı bu üniversiter yönetim şeklinin. Anlayacağınız  “İdaaaare et” şeklinde yönetiliyorduk. Merhaba, Günaydın, İyi Akşamlar gibi insani değeri olan söylemlerin, maskeli yüzlerle seslendirilmesi çok ayıp olsa gerek. İşte o ortamda maskeli baloda gibi oluyorsunuz. Biriken nedenlerle, çizgimizi koruyarak ayrılmanın erdem olacağını düşündüm. Üniversiteliliğimize birazcık boynu bükük veda etmek zorundaydım, öyle de oldu.

İşte benim üniversiteliliğimin ,önemli detayları bunlardan ibaret. Akdeniz Üniversiteli olmayı hak ettiğime inanıyorum. İzlerimiz hala daha kampuste duruyor.

Ayrılık biraz burukluk yaratmış, üzmüş sizi.
25 yıl, dile kolay. Her yeni günün sabahında evinizden ayrılıyor, diğer yuvanıza giriyorsunuz. Geç vakitlere kadar sizi bekleyen evlatlarınızı, eşinizi bile unutabiliyorsunuz. Seviyor, seviliyorsunuz.

Peki kolay mı, bu denli duygu yükü ile bağlandığınız kurumdan ayrılmak? Çok etkilendiğiniz bir olay yaşadınız mı? Ne zaman karar verdiniz?
Kaşıdın, biraz daha  açıklayayım. Ürkütlü (Bucak)’den getirilen çimlerin serilmesiyle 1992’de bir çim yüzeyli futbol sahasına kavuşmuştuk. 1998-1999 sezonunda deniz bitti, çim özellikli sahamız gitti. Sadece toprak bir saha kaldı elimizde. 7-8 sezon, geçin çim ekmeyi, sahanın tamamen ölümünü beklediler. 2005 yılının Tıp Bayramı organizasyonunda Rektör sayın Mustafa Akaydın’ın serzenişlerine kulak veren birkaç gönüllüyle, sahayı tekrar kazanma girişimi başlattık. Gerçek kılavuz kaptanlar ve bize inananlar olarak ismini koyabileceğim rektör yardımcıları sayın Sadık ÇAKMAKÇI ve sayın Mehmet AKTEKİN’in büyük katkılarıyla, çok bilmişlerin 600 milyar lira fizibilite çıkardığı futbol alanının çimleme işini 50 milyar liraya bitirdik. Koca bir sene sıcak soğuk demeden tüm gönüllülerin katkısını alarak sahayı mükemmel bir çim zemine kavuşturduk. ASKF, TÜFAD gibi destek ünitelerinin önemli sorumluluk üstlenerek yeniden yarattıkları bu sahaya, TFF – TÜFAD ve Akdeniz Üniversitesi işbirliği ile düzenlediğimiz Alanya, Burdur, Isparta ve Antalya’ya üye antrenörlerin katıldığı bir seminerde iki saatlik rektörlük izni olmasına rağmen az daha giremiyorduk. Açılışını rektör vekilimizin yaptığı, A.Ü. Atatürk konferans merkezinde gerçekleşen ve üniversite öğretim üyelerinin ders verdiği, fakülte hastanesinde 100’e yakın antrenörün sağlık tetkiklerinin yapıldığı, üniversite sosyal tesislerinde öğle yemeğinin yendiği ve kapanış kokteylinin verildiği bu organizasyonda, 400 üye ile bir saatlik uygulama için çim sahamıza sokulmuyorduk, üstelik çim sahanın toprağı ve gübresi tırnaklarımızın arasında dururken. Anlayışlı üniversite yönetimimiz, üzerinde tüm rütbeleri taşımayı marifet sayan zat’a "bu kadar da değil, dur bakalım" dedi. Bizlerde eğitimimizin o  küçük bir parçasını çim sahamızda yapabildik. Alın terini döken, hizmeti karşılıksız üreten, birkaç kendini bilmez inanmamışa ders veren sporun gönüllüleri az daha bu tesise giremiyordu. Bu kadar olgun bir topluluğu giremezsiniz diye geri çevirme cüreti sadece çiftlik ağalarının eylem çeşidi olsa gerek. Son beş, altı yılda bu kurumda yaşamın demokratik olmadığını biliyordum, ancak bu olayla ayrılmayı düşündüm ve ayrıldım. Allah korusun, ya Ümraniye çöplüğü gibi birike birike patlasaydı, içindeyken okul. Doğumunda etken rol oynadık, ölüme benzer üzüntüsüne katlanamazdık diye  koptuk. Kurum insani ilişkilerde ağır yaralı, bunu bilmeyen yok. Görmezden gelen çok. Ayrılan ve sırada olanların nedenleri araştırılabilse keşke.

Emeklilik için başvurunuzu hemen kabul ettiler mi? Sevdikleriniz ne yaptı?
Emeklilik, hak edişi içeren dilekçe ile başlar, birkaç yazışma ile şekillenir. Arkana bakıp beyazı görebiliyorsan, bir beyaz kağıt ve üzerine dökülen birkaç satırdan oluşan vedalaşmayı yaşayabilirsin. Sevdikleriniz… neyi kastettiğini anladım, Üniversitemde ve okulumda çok sayıda insan evladı sevdiğim, saydığım değerler yaşamakta. Adam yerine koymadıklarım, muhteris tipler. Beş, ondur sayıları ama kokuturlar bulundukları ortamı. Vedalaşırken bile eli sıkılmaz bu tür kişilerin. Sadece sevdiklerine ve üretebildiklerine, son kez bir buğulu bakış atarsın, onlar da sana. Tabiatıyla yaşam devam ediyor. İki yüzlü olmayanların tamamıyla helallaştım.

Boşluğa düştün mü hocam? Emeklilik yaşamın nasıl geçiyor?
Günü, saatleri dolu dolu yaşamaksa, yaşarım. Hastaneye bir arkadaş, bir dost için koşmak gerekirse koşarım. Spor camiasında yapılacak her hangi bir iş varsa yaparım. Ayıptır söylemesi, evine iş götürecek kadar çalışma hastasıyım. Ne bileyim her iş gününü, Cumartesi Pazarlar dahil yaşarım.

Peki açalım o zaman,Antalyaspor’un alt yapı koordinatörüsünüz, sayın Coşkun DEMİRBAKAN zamanından beri bu görevdesiniz. Niçin bu göreve geldiniz, getirildiniz? Antalyaspor’un geleceğine bir katkı sağladığınıza inanıyor musunuz?
2004 yılının Temmuz ayının ilk günlerinde göreve getirildim. Kulübümüzün başkanlığını sayın Menderes TÜREL yapmaktaydı. Alt yapının idari sorumlusu sayın Sedat PEKER idi. Peker’in görüşleri doğrultusunda, başkanımızın olurlarıyla yeniden yapılanmayı başlatma amacıyla görev verildi. İlk sezonumuzda dört kategoride yarıştık, DSGL,B Genç, Yıldız ve Minik ekipleri oluşturuldu. Geleceğe güvenle bakabilmeyi düşünerek projeler üretmek amacıyla görev alacak ekip arkadaşlarımızı belirledik. İnançlı bir çalışma ortamı sağladık. Tüm gençlerimize bir yol haritası  çizerek hedef koyduk. Sıkıntılar oldu mu? Elbette ama aşıldı, aşılmakta. Sayın Coşkun Demirbakan, sayın Adnan Gülek, sayın Metin Türel dönemlerinde yaşanan ve çok zor şartlarda 2. ligde tutunduğumuz günleri geçirdik. Bu sıkıntılı günlerde alt yapı ekiplerimiz bölgesel ve ilimiz liglerinde başarılar elde ettiler. Sayın Yılmaz Vural’ın Genel Direktör olarak kulübümüze gelmesinden sonra yönetimimiz ve onursal başkanımızın değerli katkılarıyla kurumsallaşma çalışmalarına  hız verildi, Türkiye Birinci ligini özleyen Antalya insanının isteğine uygun bir kadro oluşumuna gidilmesi hem başarıyı getirdi hem de kurumsallaşmada mesafe kat edildi ve sorunsuz, borçsuz, geleceğe daha sağlam bakan Antalyaspor’un yaratılmasının çalışmaları başlatıldı. Profesyonel ligde mücadele eden ekibimizin liginin değişmesi, 2.lig A’daki başarı  hepimizin onuru oldu. Çok daha büyük başarılar gelecek diye düşünüyorum. Bu yönetim anlayışı, Sayın Sedat Peker başkanlığındaki yönetim kurulu üyeleri arasındaki uyum ve Sayın Türel ile Sayın Vural’ın kafa kafaya vererek çizdikleri yol haritasının Antalyaspor’u muhteşem günlere taşıyacağına inanıyorum.

DSGL ekibimiz bölge şampiyonluğunu tekrar yaşadı. B Genç, Yıldız, Minik ve Mini Minik kategori ekiplerimizde başarılı oldular. Antalyaspor profesyonel takımımızla birlikte altyapı da Türkiye 1. Liginde (PAF) yer almaya başladı. 2006-2007 sezonunda 6 kategoride çalışmaları sürdürmekteyiz, liglere katılıyoruz. PAF yukarılara koşuyor ilk sekize aday ki kaybettğimiz (aslında kazandığımız) gençlerimize rağmen, DSGL ekibi, ligi yine bölge şampiyonu olarak bitirdi, PAF’a önemli sporcularını verdiği halde. B Genç, Yıldız, Minik, Mini Minik amaca uygun yetiştiriliyor ve yarıştırılıyorlar.

Hocam,ekibinize inancınız tam, sanırım.Kimlerle bu uyumlu çalışma ortamını sağlıyorsunuz?
Haftanın her günü çalışan ekiplerin sorumlularına şükran borçluyum. Antalyaspor’un yarınlarına emek sarf ediyorlar. Mesai arkadaşlarım ilkeli, dürüst ve çalışkan insanlar, bu değerli ekip;

PAF Kategorisinde :Abdulkerim KOÇ (A Lisans), Cevdet BİLGİN (kaleci antrenörü), Emrah AYKURT (B Lisans),

DSGL Kategorisinde: Mehmet UĞURLU (A Lisans), Mustafa ÖĞÜT (B Lisans)

B GENÇ Kategorisinde : Zeki BUDAK (A Lisans), Adil ÖZLÜ (B LİSANS)

YILDIZ Kategorisinde : İsmail DAVAZ (B Lisans), Yücel BULDUK (B Lisans)

MİNİK Kategorisinde : Sedat ÖZTOKMAK (A Lisans)

MİNİ MİNİK Kategorisinde: Süleyman TOKSÖZ ( B Lisans ) den oluşmaktadır.

200’e yakın sporcumuza çalışma ortamı sağlıyor ve eğitiyoruz. Ayrıca stajyer konumda alınteri döken kardeşlerim var, Bulut Ferruhlar, İsmail Kısa, Hasan Fırat Deniz ve İsmail Emre Altun bizim yarınlardaki güvencelerimiz. Aileleri sıcak karşılayan, yaptığı işin kıymetini bilen, saygıyı, sevgiyi hiç kaybetmeyen bir ekip anlayışı başarıya götürmekte bizleri. Temel Şerbetçioğlu, Ali Ormancı, İbrahim Serban, Tahir Akyol, Osman Karacan, Aydın Serban, Zafer Erol, Yaşar Çıracı iş ahlakına değer veren insanlar. Sağolsunlar, varolsunlar.

Sorunsuz çalışıyor diyebilir miyiz? Gençlere hizmet açısından değerlendirir misiniz?

İl dışından gelen, seçme organizasyonları ile Antalyaspor’a kazandırılan sporcularımızın yatma ve beslenme sorunlarını karşıladığımız anlaşmalı bir otelimiz var. Kulübümüzün olanakları ile bu dönemde sadece il dışından gelen sporculara katkı sağlayabiliyoruz. Çoğunluğu evlerinde olan sporcularımıza bu tür bir katkı sunamıyoruz. Sadece bazı haftalarda beslenme programları ile destek sağlamaktayız. Saha sorunumuz, kurumlarımızdan sağladığımız tesis olanakları ile çözülmekte. Köy Hizmetleri, Yolspor, Tedaş, Konyaltı Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi ve Muratpaşa Lisesi futbol alanlarından, bu kulüplerin değerli yöneticilerinin seviyeli katkılarıyla yararlanmaktayız. Herkese minnet borçluyuz. Ulaşım aracı Büyükşehir Belediyesinin sağladığı katkılarla alt yapımıza hizmetler sunmaktadır. Çok yoğun bir program uyguladığımız için velilerimizin de sağladığı ulaşım desteği hizmetlerimizi aksatmamaya yönelik gerçekleşmektedir.

Antalyaspor’u çok seven bir Antalyasporlunun otobüsünü ve taşıma hizmetini, kulübümüzün alt yapısına, üstelik taşıma görevini de üstlenerek vermesi  hepimizin gurur kaynağıdır. Sadece maç kazanma amacıyla değil yetenekli sporcuları Antalyaspor’umuza kazandırma düşüncesiyle çalışmaktayız.

Her şey güllük gülistanlık mı hocam? Hep olumlu ifadeler kullanıyorsunuz.
O zaman suratımı ekşiteyim biraz, hatta daha henüz adım bile atamadığımız en önemli projemizle ilgili konudan bahsedeyim. Bunu konuşurken suratımın asılması doğal karşılanmalı. Antalyaspor Gençlik Geliştirme Programını yaratıp yaşatacağımız bir spor kompleksinin tek  çivisini bile çakamadık, ilk harcını koyamadık. İddialı ifadelere gerek yok, Antalyaspor’a Antalya’mızın hangi bölgesinde olursa olsun bir tesis kazandırılmalıdır.

Antalya’daki gönüllüler topluluğu, Büyükşehir Belediyemizle ve  kulübümüzle kenetlenerek bu tesisi gerçekleştirebilecek güçtedir. Bir tesis yeri gösterilsin,s ahalarıyla, soyunma odalarıyla, dinlenme bölümleriyle, yemekhaneleriyle mükemmel bir spor kompleksini yapalım. 2.lig A’da zirveyi kovalarken, düşünemedik, bir başka ifadeyle yoğunduk o tarafa bakamadık. Bugün, yine zor günlerden çıkmak için uğraş veriyoruz, maalesef  yine görmek istemiyoruz. Yapılacağına inancımız tam ama gecikmemeliyiz, geleceğe sağlam adımlarla yürümek istiyorsak bu çok amaçlı tesisi en kısa sürede kentimize kazandırmalıyız.

Bu tesisler gerçekleştirilirse hedefler büyür mü?
Tüm zorluklara rağmen, sorun yaratmadan, akılcı ve dürüst çalışma ilkeliliğiyle yola devam etmeliyiz. Ailelerin, sporcuların yürekten yaklaşımları bizi motive ediyor. Gençlerimiz profesyonel sıçramayı gerçekleştirmiş durumda. Mustafa Özkaya’dan, Salih Zafer Kurşunlu’ya bir çok evladımız artık profesyonel sorumluluk alıyorlar. Belki kulübümüz bünyesinden kiralık olarak ayrıldılar, ancak dönüşlerinin çok daha mükemmel olacağını düşünüyoruz. Maltepespor, Ispartaspor, Artvin Hopaspor gençlerimize maddi ve manevi yönüyle katkı sağlarsa, tüm çocuklarımızın  Antalyaspor’a forma giyme arzu ve gücüyle geri döneceklerini umut ediyoruz. İçimizdeki duyguyu açıklamak isterim. Bu sporcularımızdan bir kaçı Antalyasporumuz’da oynamalıydı, ancak bu şansı yakalamalarına rağmen düşüncede büyüyemeyen bu evlatlar maalesef  bu formayı doya doya giyemediler. Özlemle ve hasretle, bu formaya güçlü sporcular olarak koşacaklarına inanıyoruz.

Alt yapıda başka neler yapıyorsunuz?
Futbol okullarını eğitim açısından sağlam programlarla ele alıyoruz, büyük eksikliğimiz tesisimizin olmayışı. Buna rağmen 1990-2000 doğumlu sporculardan oluşan, kategorilere ayırdığımız 200’e yakın sporcuya yaz ve kış sezonlarında futbol eğitimi vermekteyiz. Eğitimlere katılan sporcuların, yetenek düzeyi belirlenmekte, okul başarıları denetlenmektedir, gelişimlerine göre de, layık olanlar liglerde mücadele eden ekiplere veli muvafakati ile davet edilmektedir. Üç sezondur aşama kaydeden genç yetenekleri fazlasıyla kazandığımızı söyleyebiliriz.

Okul dediniz aklımıza geldi. Antalyaspor’un  Milli Eğitim okullarıyla pilot uygulama içerisinde olduğunu biliyoruz. Birlikte olduğunuz okulları açıklar mısınız?
Muratpaşa Lisesi spora gönül veren ve bu işi bilen insanlar tarafından yönetiliyor. Mehmet Aydın ve Hüseyin Görmez kurum yöneticiliğindeki mükemmeliyetlerini, spora bakış açılarının güzelliğiyle taçlandırmış durumdalar. Tüm öğretmenler, spora eğilimli ve sporcunun düzeyli gelişimi için katkı sağlamaktalar. Raci Berk’in önderliğinde çok daha başarılı sezonları yaşayacağımıza inancımız tamdır.

Emel-Sevgi Taner İlköğretimokulu ile de küçük yaş gruplarıyla olan birlikteliğimizi bu sezon başlattık. Kurumsal destek tam. Beden eğitimi öğretmeni Sedat Öztokmak bu işin bilinçlisi, gönüllüsü.

TFF’nin Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptığı protokole bağlı kalarak, gelecek günlerde daha iyi işler yapacağımıza inanıyorum. İlimizde Milli Eğitim camiasının değerli yöneticilerinin bu uyumlu spor ortamına katkıları çok mükemmel.

Tüm görevliler sadece kulüpten kazanç sağlama amacı ile çalışmamakta, kulübün futbol okulları ile ilgili projelerini karşılıksız yaparak ayrıca kulübe gelir sağlamaktadırlar. Masörü, malzemecisi, antrenörü ve sporcusuyla, uyumlu bir profesyonel kulüp altyapısı olmaya özen gösteriyoruz.

Antrenör camiasının liderisiniz, TÜFAD’ın en uzun süreli başkanlığını yapan üyesisiniz. Genel Merkez Yönetiminde de önemli görevler almaktasınız. TÜFAD’a biraz açıklık getirir misiniz?

1965 yılında Ankara’da Türk futboluna her dönemde yön vermiş önemli projeler üretmiş ve futbolumuza seviye kazandırmayı amaçlamış Türk antrenörü tarafından kurulan Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği, 41. yaş sorumluluğunun bilinci ile hedefe doğru ilerlemektedir. Çağdaş ve üretken bir yapıya sahip olan ve değerli üyeleriyle Türk Futbolunun çıtasını yükseltmeyi amaçlayan TÜFAD, 46 ilde şube olarak örgütlenmiştir, 13.700 üyesiyle güçlü bir camiadır. Sahir Gürkan’dan, Gündüz Tekin Onay’a, Özkan Sümer’den İsmail Dilber’e çok uygar ilişkilerle devam eden gelişmeler bizleri daha parlak günlere ulaştıracaktır.

1991 yılında kurulan Antalya şubesi bölgenin 420 teknik adamını bünyesinde bulundurmaktadır. En zor koşullarda bile aktivitelerini yapan antrenör arkadaşlarımızın önderliğinde Antalya’da futbol vazgeçilmez branş olmuştur. Futbol’u daha mükemmel koşullarda oynanır hale getirmek bölge antrenörünün asli görevidir. Antalya şubesinden bölgemiz antrenör camiasına üç şube daha kazandırılmıştır. Burdur ve Isparta şubeleri 1998 yılında, Alanya şubesi 2000 yılında hizmete başlamıştır, bu şubelerdeki teknik adamlarımızın da katılımıyla 700’e yakın antrenörümüzle bölge futboluna eğitim katkısı sağlamaktayız. TÜFAD kendi bünyesinde büyük emek sarf etmiş üyelerinin, taban birlikleri yöneticiliğine yükselmelerinden sonra, ilin sportif sorunlarında çok daha etkin hale gelmiştir. Metin Bulut TÜFAD üyesi bir ASKF başkanıdır. İl Futbol Temsilcimiz İbrahim Güllüpınar’da bir antrenör camiası üyesidir. Taban Birliği üniteleri ile ilişkiler, düzeyli ve geleceğe dönük programlarla ele alınmaktadır. Ankara’dan bakıldığında da Antalya ili zengin sportif potansiyeli ile gözde bir kenttir. Türkiye’ye örnek gösterilebilecek çalışmaları, tesisleşmede gerçekleştirdiklerimizle, mini minik ve olgunlar lig organizasyonlarını düzenlemekle zaman zaman sunmaktayız. Bir resmi sezonda 3000 maçın oynandığı, 100 kulübün futbol branşına yöneldiği, sadece minik kategoride 82  kulübümüzün yarıştığı Antalyamız çok daha büyük hizmetlere layıktır düşüncesini taşıyoruz.

Hocam size artık soru sormayacağım,ancak bir kelime söyleyeceğim,yorum yapmanızı isteyeceğim.

Türk Futbolu
Türkiye’de vazgeçilmez tutku, Dünya vitrininde henüz adını duyurmaya başlayan marka.

Antalyaspor
Antalya’da sporun en önemli penceresi, sportif ve sosyal güzelliklerle donatılması gereken yapı, yarınlara ışık tutan yuva.

Amatör Futbol
Sevdalıların buluştuğu ortam, gönüllülerin kaderlerinin kesiştiği yer. Yönetici, hakem, gözlemci, saha komiseri, sporcu, basın mensubu ve tüm taban birliği ünitelerinin temsilcilerinin toplandığı arena.

Sevgi
Yüreğin her vuruşu ile çevreye yayılan sinerji

Kin
Keşke bizlerde de olsaydı diye hayıflanmamamız gereken olumsuz bir his.

Yazı
Beyinden kalbe doğru yayılan, koldan ele geçen enerjinin sayfada bıraktığı iz

Söylem
Yakışsa da, yadırgansa da düşünülüp nezaket içeren sözcüklerle karşıdakine aktarıldığında bir sunu olduğunu bildiğim meziyet

Antalya Futbol’unda vazgeçilmez olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Yaşamımız boyunca gücümüzü bilip, ilkeli ve dürüst olma erdemleriyle üretimde bulunabiliyorsak ne mutlu bizlere. Vazgeçilmezlik iddialı bir anlam içeriyor, biraz da kaba düşüyor. Bu yaşın olgunluğuyla şöyle söyleyebilirim. "İyi insan olabilmek için çaba sarf ediyorum"

Kurumlarla bir kavganız söz konusu mu?
Sataşmalar zaman zaman oluyor, sadece bu tür durumlarda sınırları zorlayanlara hangi seviyede kalmalarının gerekliliğini vurguluyoruz. Çirkinliklere, kesinlikle bireysel değil, kurumsal olarak dur demekteyiz. Bir kurumun demokratik hakkını kullanması, bir başka kurumun demokratik haklarıyla ilgili sınırları zorlama anlamına gelmemelidir.

Teşekkürler Sayın Hocam.

Ben size teşekkür ederim, sporumuzun aydınlık günlerinde buluşmak dileğiyle. Sağlıklı, huzurlu ve mutlu kalın.



      Önceki Maçımız
  Fenerbahçe   Antalyaspor
 
2-0
      Sonraki Maçımız
  Antalyaspor   Kayserispor
  - -

  : 16.04.2012 :Pazartesi
  : 19:00
  : Mardan
Yazarlarımız
Tüm Yazarlar »
  Üye Girisi
Anket» 
Antalyaspor Ligi Kaçıncı Sırada Bitirir?
Şampiyon - (70)
İkinci - (10)
Üçüncü - (9)
4. - 5. - (42)
6.- 9. - (225)
10. - 15. - (191)
Küme Düşer - (200)

                                  
 
Mail List